Simmel'in öğrettiği en güçlü yan şudur; günümüzün para sistemini anlayabilmek için, her şeyden önce günümüzün sosyal yapısını bilmek gerekiyor. Metropol nedir, nasıl bir yerdir? Simmel buna; "yabancıyla karşılaşılan yerdir." der kısaca. Aslında bu tam anlamıyla Aristotelyen bir politika'nın ters yüzüdür. Aristoteles'e göre şehir (ki bunun polis olduğunu unutmamak gerekir.) dostunu gördüğün yerdir. Simmelde ise dost yalnızca sokakta görülüp "aa hayırdır nereye?" diyerek şaşırılacak birisidir sadece. Peki, yabancıyla karşılaşabildiğin bu yerde, yabancı kimdir? Neden yabancı görünce artık korkmuyoruz da yanından çekip gidiyoruz ve daha önemlisi bütün bunların parayla ilgisi ne? Evvela para konusuna girmeden ifade etmek gerekir ki; bugün biz para derken, yüzyıllar önce Napolyon'un parasından çok farklı bir şeyi kast edip etmediğimizi kavramalıyız. Bugün bizler, bir anlamda paranın bütün kontekslerini içinde barındırarak, bugüne kadar getirebilmişiz. Bi...
Einstein; "dünya kötüler yüzünden değil, sessiz kalan insanlar yüzünden kötü bir yerdir" der. Baudrillard ise; "XXI. yüzyıl insanı tüketen, düşünmeyen ve sessiz kalan bir canlıdır" diye ifade eder günümüzü. Ayrıca ona göre de, "eşitlik talep edilene kadar da eşitsizlik yoktur!"... Bütün bunların anlamı nedir veya -daha dramatik sormak gerekirse- neden fazla sessiziz? Öncelikle bunu bir sorun olarak görüp görmemekle başlamalıyız işe. Eğer sessiz kalmak bir sorunsa -ki bu yazıdaki amacım da biraz bunu sorun edinmek- bunu neyle temellendirmeliyiz? Sessiz kalmanın sakıncalarından ziyade, onun tetikleyici nedeniyle işe başlamak gerekir sanırım. Sessiz kalmaya olan ihtiyaç insanların konformizm'e ihtiyaçlarının sekteye uğramaması, aksamaması için kullandıkları bir sığınak gibidir adeta. Onlar tepkisiz kalarak rahatlarını muhafaza edeceklerini düşünmektedirler. Hal böyle olunca da bu tarz bir problem aslında onlar için problem değeri taşımamaktadır. Peki bö...