Felsefe tarihinin başat figürlerinden bir tanesi hiç şüphesiz Nietzsche'dir. Çünkü onun metafizik ve batı avrupası eleştirileri bir çok XX. yüzyıl felsefe akımına kaynaklık etmiş bir zemindir. Her ne kadar günümüzde Nietzsche popüler kültüre kurban gitmişse de, bu Nietzsche'nin değersizleştirilmesine imkan sağlamamalı. Çünkü Nietzsche'nin fikirleri, onları "layk" uğruna popüle edecek kadar basit ve değersiz değiller.
Nietzsche'nin dönemini iyi eleştiren bir filozof olduğundan bahsettik. Fakat bu Nietzsche'yi ne yapar? Sözgelimi Kant, kendinden önceki bütün bilgi sistemlerini gözden geçirip kendi "eleştirel" felsefesini ortaya atar veya Aristoteles'in bütün felsefesinin çıkış noktası hocası Platon'dur. Bu durumda Nietzsche için ne denebilir? O bir ahlak filozofu muydu, varlık felsefesine dair kaç kitap yazdı ya da Nietzsche'nin düşüncelerinden bir bilgi teorisi hortlatılabilir mi? Bütün bu sorulara "hayır" cevabını vermek gerekiyor ve bu yazıda neden hayır dememiz gerektiğini açıklamaya çalışacağım özetle.
Nietzsche'yi eğer bir kalıba koymaya çalışacaksak -ki bu o kadar da önemli değildir ne Nietzsche için ne de felsefe tarihi için- o herşeyden önce bir "YAŞAM FİLOZOF"uydu. Peki yaşam filozofu ne demek? Öncelikle şunu iyi bilmek gerekiyor ki, Nietzsche "ben yaşam filozofuyum, beni yaşam felsefesi bağlamında okuyun!" gibi bir şey söylemiyor elbette fakat bizim onu bu minvalde okumamız son derece olası. Çünkü onun temel dayanak noktası; bu insanlığın düşünce serüveni içerisinde geldiği bu gerek entelektüel, gerekse diğer kanallardaki birikimi bizim yaşamımıza nasıl bir etki yapıyor? Daha açıklayıcı olmak gerekirse, sentetik veya analitik bilgi'nin varoluşum için değeri nedir?
Nietzsche için yaşamsal karşılığı olmayan hiçbir bilgi'nin insan için değeri olmadığı sonucuna varır. Bunda en büyük saldırıyı hiç kuşkusuz Kant'a ve onun "ödev ahlak"ına yapar. Ona göre Kant'ın felsefesi ancak "kendinde şey olarak devlet memuru" yaratmaya yarar. Alman şair Heinrich Heine bununla ilgili şunları söyler; "Kant'ın yaşamını ve hayatını betimlemek çok zordur. Çünkü ne bir yaşamı olmuştur, ne de bir hayatı." Nietzsche Alman idealizmi'nin yarattığı en büyük sorunun sadece yaşamdan kopardığını değil, dahası böyle bir kopuşun tıpkı Hıristiyanlıktaki gibi iktidar alanı olarak kullanıldığını ifade etmiştir. Bu düşünceleri daha sonra Foucault için bir "vahiy" etkisi yapacaktır. Buna göre hakikate ulaşmanın tek bir amacı vardır Nietzsche'ye göre, o da "Güç elde etmek"tir. Dolayısıyla onun için hakikatin elde edilen bu güç uğruna kendinde hiçbir değeri yoktur. Kant -kendisi bunu böyle düşünmemiş olsa bile- ancak ve ancak "kolay yönetilebilir insan" modeline kapı aralar. Onun istediği tek şey varoluşunu değerli kılmayan, aksine değerini azaltan bütün fikirlerden ve tahakkümlerden insanın kurtulmasıydı. O bunu sanatta da aradı, bilimde de aradı. İkisinde de bulamayınca son çareyi üstinsan(übermensch)'da görmek durumunda kaldı. Ama o bu tahakküm böyle devam etmesi durumunda Batı'nın hiç iyi bir geleceğe gitmediğini de ifade etmekteydi.
Nietzsche, bu uyarıyı Şen Bilim (la gaia scienza) kitabında olağanüstü şekilde ortaya koymasına rağmen, onun öngördüğü çöküş (decadence) kaçınılmaz olarak gerçekleşmiştir. (bkz: Birinci ve ikinci dünya savaşları) O bir karamsar filozof değildi fakat, bütün yapmaya çalıştığı şey "her şeye rağmen yaşama evet" diyebilmekti. Ondan öğreneceğimiz çok şey var ve popüler kültürün bunu bizim elimizden almasına izin veremeyiz!

Yorumlar
Yorum Gönder