Bana göre kafkaesk, kafka'nın kitaplarını okuyarak olunmaz. Kafka'nın kitapları sadece okunmaz çünkü. Kafkaesk olmak demek, Kafka'nın kahramanlarına "DÖNÜŞ"mektir. Burdaki kilit nokta olan dönüşüm bir realite'nin içinde kaybolmak değil, size empoze edilen realiteden kaçmaktır. Bu kaçış bir korku ürünü değil, aksine bir cesaret göstergesidir. Çünkü muhafazakarlığın temel tanımlarından birisi de budur. "Huzuru muhafaza etmek!"
Kafka'nın en önemli iki karakteri, Josef K. ve Gregor Samsa'ya bakarsak, ikisi de sıradan, müphem ve hiçbir anın hiçbir diğer andan farklı olmadığı bir yaşama sahiptirler. Bu değişime kapalı yaşam tarzı belki herkese mutluluğu getirmeyebilir fakat, huzuru getireceği kesindir. Çünkü sürpriz hiçbir şeyle karşılaşılmaz bu tarz bir yaşamda. Dolayısıyla böceğe dönüşmek veya kendinizi bir dava'nın içinde bulmak bütün olağandışılıklara kapı aralamak ve hayatın artık bir film sahnesine dönüşmesi demektir. Zannımca Kafka'yı egzistansiyalist çerçeveye sokan da budur zaten. Güven ve huzur duygusundan vazgeçmek insani bir BAŞKALDIRI'dır! Ünlü analitik filozofu Wittgenstein'in söylediği şu sözü hatırlayalım o halde; "Neden buradayız bilmiyorum ama eğlenmek için olmadığı kesin!"
İnsanın dünyada bir amacı olmayabilir. Veya kendinize bir amaç krallığı da yaratabilirsiniz. Fakat mümkün olmayan şeyin sanıyorum ne amaçtan yoksun, ne de amaçsızlıktan bir yaşam olduğu konusunda herkesle aynı kanıyı paylaşıyorum. Bu nedenle Kafka'nın kahramanlarına dönüşmek için bu sürprizlere kucak açmak elzemdir. Felsefe'nin en ağır sorularından biri -sanki hafif sorusu varmış gibi- de bana kalırsa "insan'ın ne olduğu" sorusudur. Kafka açısından bakacak olursak, çağdaşlarının da bu fikri paylaştığı gibi "insan özgür olmak zorunda olan bir yaratıktır." Bu fikirin mimarı belki Kafka olmayabilir. Ama kafkaesk olmak bu özgürlüğün içinde onun kahramanlarına dönüşerek kendinizi sürprizlerle dolu bir dava'nın içinde bulmaktan çekinmemektir kısaca.

Yorumlar
Yorum Gönder