Ana içeriğe atla

Kant'ın Epistemolojisinde Analitik-Sentetik ve Apriori-Aposteriori


Kant herhalde her ne kadar bir çok etik, politik, pedagojik veya ontolojik düşünceleri geçerliliğini kaybetmiş olsa da, epistemoloji dendiği zaman şöyle bir durulup kulak verilmesi gereken bir filozof hala. Newton fiziğinin kozmolojik yetersizliği sonucunda Kant felsefesinin de çöktüğü fikri çokca tartışma konusu edilmiştir. Çünkü Kant, Newton fiziğine bağlı kalarak ünlü eseri "saf aklın eleştirisi"nde bilginin nasıl elde edileceği mefhumu üzerine yoğunlaşır. Fakat bu eleştirilerin ne kadar doğru ve tutarlı olduğu hala kesinliğe ermediğinden şimdilik bunu es geçiyorum. Bu yazıda daha çok, Kant'ın bilgi kaynağında hedeflediği dört kavramına yoğunlaşacağım.


İlk kavramımız "analitik" önerme. Analitik önermenin ne olduğuna geçmeden önce totolojik önermelerden bahsetmek istiyorum. Çünkü benim hem çok zevkli hem de önemli bulduğum epistemolojik bir mefhum vardır ki o da; "analitik önermeler, aynı zamanda totoloji midirler?" sorusudur. Bu soru gerçekten ciddiye alınması gereken bir olaydır çünkü, birazdan da göreceğimiz üzere, buna bulacağımız cevap bizim için bilgi yollarında açılan ve kapanan kapı anlamına gelecek. O halde totolojiden başlayalım.

Totoloji; aslında Aristoteles mantığında da esas olan özdeşlik ilkesinin bir ürünüdür. Etimolojik olarak da to -Yunanca kendi olan demektir- olan şeyin to olarak tekrar kendini ifade etmesi anlamındadır. Yani "A, A'dır" veya meşhur epistemolojinin vazgeçilmez örneği olan "evli evlidir." dediğimiz zaman totolojik olarak bir yargı ortaya atmış oluruz. Bu kesin ve zorunlu bir doğrudur. Evlinin evli olması demek totolojik olarak evlinin evli olmaktan başka hiçbir şey olamayacağı anlamına da gelir fakat burada esas ilgi alanımız evlinin evli olması durumudur. Görüldüğü üzere de evlinin evli olduğunu söylemekle yeni hiçbir ifade dile getirmemekteyiz. Sadece bir şeyi, tekrar kendisi vasıtasıyla ifade etmiş, kanıtlamış oluyoruz. Peki bunun analitik önermelerden farkı nedir?

Analitik önermeler, totolojiden farklı olarak; bir şeyi kendisiyle değil, kendisi olmayanla kıyasa sokarak, ya da kendisinin içinde bulunanı dışarı çıkartarak ifade edilen önermeler bütünüdür. Aynı örnekle açıklamaya çalışacak olursak; "evli evlidir."'deki totolojiyi analitiğe çevirdiğimiz zaman, cümleyi "evli, bekar olmayandır." olarak devirmemiz veya; "evli, karısı/kocası olandır." olarak açmamız gerekir. Totolojide sadece kendisinin olduğu şeyin yine kendisini ifade etmesi yargısını verirken, analitik önermeler, özneye içkin durumu, yüklem olarak dışarı çıkarmaktadır. Yani herkes bilir ki evli bekar olmayandır. "Evli" dendiğinde bunun içinde bir eş sahibi olmak da, bekar olmamak da vardır. Analitik önermeler ise bunu dışarı çıkarma işleminden farklı değildir. Yani görüldüğü üzere analitik önermeler de totoloji gibi yeni hiçbir şey söylemezler. Fakat kavramın analizini veya sağlamasını yaparlar. Bu yöntem "sembolik lojik" dediğimiz kalkül ve de morgan kurallarına dayalı mantık sisteminin temeline oturtulacaktır. Yani aslında Kant epistemolojisi bu anlamda mantıksal pozitivist düşüncenin merkezinde yer almaktadır.

Gelelim bir diğerine; "sentetik" önermelere. Tahmin edeceğiniz üzere sentetik önermeler, analitik önermelerdeki gibi totolojiyle kıyas içine sokulmazlar, çünkü sentetik önermeler tümüyle analitkten de totolojiden de farklıdır. Peki bu fark nedir?

Sentetik önermeler de bir yargı bildiren cümlelerdir. Fakat bu yargılar ne genel-geçerdir, ne de zorunlu, kesindir. Sadece olgusal bir durumun gözlemsel verilerinin kayda geçirilmesi esas alınır. Analitik önermeden farklı olarak da hiçbir sentetik kavramın içindeki cümle, yükleminin öznesinde içkin olduğu kavramlar değildir. Yani sözgelimi, "dünya güneşin etrafında döner" cümlesinde, kavramsal olarak "dünya"da güneşin etrafında dönme mefhumu içkin olarak yoktur. Rönesans astronomisi ve teleskobun icadına kadar dünya kainatın merkezinde sanılıyordu. Ancak gelişen bilimsel gözlemler sayesinde biz bunun yanlış olduğunu saptayabildik. Fakat dünya aynı kalsa da içine yüklediğimiz yanlış özneleri dışarı çıkartıp, yerine doğrularını koymamız gerekti. Bu anlamda sentetik bir çalışma yapıldı.

Şimdi, en önemli olan, analitik ve sentetik önermelerin apriori ve aposteriori arasındaki ilişki mefhumuna geldik. Buraya kadar çok açık bir şekilde anlaşılmış olması gerekiyor ki, analitik önermeler hiçbir zaman değişmeyecek kesin yargılar taşırken, sentetik önermeler tam da bunun karşısında olarak, sürekli değiştirilmeye açık zorunlu değil, mümkün olan önermelere karşılık gelmekte. İşte burada Kant, analitik ve sentetik önermelerin neden böyle olduğuna dair bir arayışa giriyor ve apriori ile aposteriori arasındaki ilişki sonucu olduğunu kavrıyor. Şimdi ise bu ilişkiyi açıklamadan evvel, apriori ile aposteriori nelerdir bunları açıklamak gerekir.

Apriori, esas itibariyle bütün bir düşünce tarihinde önemli yer edinmiş bir kavramdır. Buna göre apriori olan ne varsa insana doğuşundan verilidir. Daha sonra deney yoluyla elde etmeye ihtiyacınız olmayan ne varsa aprioridir bu anlamda. Örneğin evlinin evli olduğunu ya da bekar olmadığını kavrayabilmek için, evli veya bekar gözlemlemeye gerek yoktur. Akıl burada hükmünü kolaylıkla verebilecektir. Tahmin edeceğiniz üzere, apriori tam da analitik önermeye karşılık gelecektir. Yani analitik ne varsa apriori, apriori ne varsa da analitiktir -Kant burada kalmayacak yazının sonunda oraya özel olarak değineceğim-. Kısacası "analitik apriori" ortaya çıkacaktır. Yani analitik apriori, zorunlu ve kesin olan, hiçbir zaman değişmeyecek olan fakat bilgimizi de genişletmeyen kavramlardır.

Aposteriori ise;aprioriye karşıt olarak, bütün sonuçların deney yoluyla elde edildiği, doğuştan getirilen hiçbir şeyle elde edilemeyeceği, bu anlamda aposteriori için insan zihninin boş bir levha -tabula rasa- olduğu kabul edilir. Buna göre dünyanın güneş etrafında dönmesi ancak astronomik gözlemler sonucunda elde edilebilek bir sonuçtur. Bu da hiç şüphesiz sentetik önermelere denk düşer ve "sentetik aposteriori", deneye dayanan, zorunlu olmayan fakat bilgimizi genişleyen kavramlardır. Doğa bilimleri Kant'a göre tamamen sentetik apriori ile çalışır ve bu bütün bilimsel gelişmelerin tek kaynağıdır.

Buraya kadar; analitik ile apriori'nin, sentetik ile de aposteriori'nin özdeşleştiğini ortaya koyduk. Fakat Kant burada kalmayarak, hem bilgimizi genişletecek olan sentetik, hem de bunu yaparken deneye başvurmak zorunda kalmayacağımız apriori olanı aramaya koyulur. Yani sentetik apriori'nin imkan koşullarını arar. Ve onu matematikte bulur -tabi daha sonra bir çok filozof tarafından eleştiri yağmuruna tutulacaktır bu-.

Kant'ın meşhur örneği 7+5=12 örneğinden hareket edelim. 7 ve 5 cümlenin öznesiyken, 12 ise yüklemidir. Kant'a göre analitik önerme olsaydı, 7 ve 5'te 12 içkin olmalıydı. Fakat ne 7'de ne de 5'de, 12 bulunmadığından matematiğin analitik değil, sentetik olduğunu düşünür. Bu yolu da hiçbir deneye başvurmadan yaptığımız için de aynı zamanda aposteriori değil, aprioridir. Yani Kant için 7+5=12 önermesi "sentetik apriori"dir.

Bütün bir modern döneme damgasını vuran ve hala günümüzde bile epistemoloji denince akla ilk gelmesi gereken filozof Kanttır. Onun felsefesi için şu veciz söz söylenir; "Kant'a karşı felsefe yapabilirsiniz, Kantçı felsefe de yapabilirsiniz. Fakat Kantsız felsefe yapamazsınız."

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Eşitlik Talep Edilene Kadar, Eşitsizlik Yoktur!"

Einstein; "dünya kötüler yüzünden değil, sessiz kalan insanlar yüzünden kötü bir yerdir" der. Baudrillard ise; "XXI. yüzyıl insanı tüketen, düşünmeyen ve sessiz kalan bir canlıdır" diye ifade eder günümüzü. Ayrıca ona göre de, "eşitlik talep edilene kadar da eşitsizlik yoktur!"... Bütün bunların anlamı nedir veya -daha dramatik sormak gerekirse- neden fazla sessiziz?   Öncelikle bunu bir sorun olarak görüp görmemekle başlamalıyız işe. Eğer sessiz kalmak bir sorunsa -ki bu yazıdaki amacım da biraz bunu sorun edinmek- bunu neyle temellendirmeliyiz? Sessiz kalmanın sakıncalarından ziyade, onun tetikleyici nedeniyle işe başlamak gerekir sanırım. Sessiz kalmaya olan ihtiyaç insanların konformizm'e ihtiyaçlarının sekteye uğramaması, aksamaması için kullandıkları bir sığınak gibidir adeta. Onlar tepkisiz kalarak rahatlarını muhafaza edeceklerini düşünmektedirler. Hal böyle olunca da bu tarz bir problem aslında onlar için problem değeri taşımamaktadır. Peki bö...

Şu Para Denen Şey Ne Kadar Gerçek?

  Simmel'in öğrettiği en güçlü yan şudur; günümüzün para sistemini anlayabilmek için, her şeyden önce günümüzün sosyal yapısını bilmek gerekiyor. Metropol nedir, nasıl bir yerdir? Simmel buna; "yabancıyla karşılaşılan yerdir." der kısaca. Aslında bu tam anlamıyla Aristotelyen bir politika'nın ters yüzüdür. Aristoteles'e göre şehir (ki bunun polis olduğunu unutmamak gerekir.) dostunu gördüğün yerdir. Simmelde ise dost yalnızca sokakta görülüp "aa hayırdır nereye?" diyerek şaşırılacak birisidir sadece. Peki, yabancıyla karşılaşabildiğin bu yerde, yabancı kimdir? Neden yabancı görünce artık korkmuyoruz da yanından çekip gidiyoruz ve daha önemlisi bütün bunların parayla ilgisi ne? Evvela para konusuna girmeden ifade etmek gerekir ki; bugün biz para derken, yüzyıllar önce Napolyon'un parasından çok farklı bir şeyi kast edip etmediğimizi kavramalıyız. Bugün bizler, bir anlamda paranın bütün kontekslerini içinde barındırarak, bugüne kadar getirebilmişiz. Bi...

Hayvanların Hiç Mi Yaşama Hakkı Yok?

İnsanoğlu evrimsel süreçte belirli türlerle akrabalık ilişkilerinde bulundu veya onlarla bir takım özellikleri paylaştı. Söz gelimi bugün hala türlerini devam ettirmeye çalışan primatlar, homo sapiens sapiens olan bizlerin temel atası olarak kabul edilmektedir. Veya bütün bir canlılık milyonlarca -hatta milyarlarca- yıl önce tek hücreli abiyogenezler sayesinde hayat bulmuştur. Bu sebeple dedüktif olarak bütün canlıların aynı, tek bir yerden geldiğini söylemek o kadar da yanlış bir ifade olmayacaktır. Bu yüzden de bir bağlamda; aslında bütün canlılar öyle ya da böyle akrabadırlar denebilir. Tabii ki bugün "akraba" kavramını çok daha değişik anlamda kullanıyoruz veya bunu biyolojik olarak tanıtlamaya çalışıyoruz -kan bağı, çeşitli tıbbi testler vs-. Gerçekten de biyolojik anlamda bir ırk, tür veya habitat'tan bahsedilebiliyor bugün ve bunlar gözlemsel olarak da kanıtlanabildikleri için doğru kabul edilebiliyor. Bu konuda hiç şüphe yoktur ki biyoloji dersinde bir hoca bugün ...